Muhabbet Kuşu Sorunsalı

Evdeyken tüm içecekleri favori kupasıyla içenlere selam olsun!

Dimi? Oda ayrı bir değişiklik… Mesela benim One Piece’li bir kupam var, sıvı olan her şeyi ondan tüketiyorum. Şerbetler, kahveler, sütlü bilmem neler…

Seviyorum bu durumu. Yok aman şunun fincanı olur, şunun kadehi şunun ince bellisi bla bla… Bana gelmiyor açıkçası.

Her içeceği bardağıyla tüketenlere lafım mı var? Tabi ki de hayır. Sadece belirtmek istedim.

Şu karantina günlerinde, boş yapmanın beleş olduğunu bilen biri olarak bahsetmek istediğim bir konu var. Hiç düşündünüz mü? Evinde muhabbet kuşu besleyen insanlar kaça ayrılıyor?

Muhtemelen düşünmediniz. Neden düşünesiniz değil mi? Zaten bende pek irdelemedim. Öyle bir anda kafamda belirdi.

İstisnaları saymazsak genel hatlarıyla bu topluluklar ikiye ayrılıyor. Birinci kısım, duygusal olarak boşlukta hissedenler. Yalnız tayfadan bahsediyorum. Tipik bir beyaz yakılıdır. Tek başına yaşıyor ve yemek yerken YouTube da “Şırdan nasıl yenir?” gibi videolar seyrediyordur.

Bildin değil mi o insanı?

Bu güruh, eve geldiğinde ses olsun diye kuş olan tayfayı oluşturuyor. Kedi yada köpek daha fazla sorumluluk getirdiği için tercihlerini muhabbet kuşlarından alırlar. Bu cenaha biraz daha dikkat ederseniz, kuşlarına isim koyarken çalıştıkları meslek gruplarından terimler seçerler. Mesela adam bankacıdır ve kuşunun adını Bono koyar. Yada bilişim sektöründen çalışan bir kadındır ve isim tercihini EXE’den yana kullanır. Örnekler, sektörlere bağlı olarak genişleyebilir.

Bu beyaz yaka grubu, kuşlarıyla pek ilgili olur mu? Tartışılır tabi. Zaten sekiz saat mesai iki saat yol derken sıtkı sıyrılmış vaziyette geldiği evinde, birde kuşuna gaga taşı almayı unuttuğunu fark edince, sanki aralarındaki bağlar biraz gevşiyor gibi…

Ancak bu anlattıklarım genellemenin içinde olan şeyler değil. Herkes böyle demiyorum. Bunlar hep absürt misaller.

Muhabbet kuşu besleyen diğer grubumuz ise, kuşları gerçekten seven kişilerden oluşuyor. Bunlara dikkat edin, muazzam derecede hayvan sevgileri vardır. Bu durum muazzamdır. Ayrıca bir dahaki sefere incelemenizi tavsiye ederim, içinde hayvan sevgisini barındıran biri çoğu anlamda iyi bir insan oluyor. Bu benim şahsi görüşüm. Eğer dikkatli incelerseniz hak vereceğinizi düşünüyorum. Keza merhamet ve sevgiyi bolca yaşadıkları için, bu duyguların karakterlerini işlemesi kaçınılmaz oluyor. Bu bağlamda hayvan sever birinin kötü biri olma olasılığı çok düşük oluyor.

Şimdi bu hayvan sever grubu biraz daha açalım. Ev hanımlarına kadar indirgeyelim. Mesela yaşı ilerlemiş bir teyzemizi düşünelim ve bu teyzenin muhabbet kuşu ile olan ilişkisini değerlendirelim.

Hızlıca değişkenlerimizi alalım:

-Bir adet kafes.
-Bir adet gazete kağıdı. (Kafesin altına serilmek için kullanılır. Belirli periyotlarla kuş bokları temizlemek suretiyle değiştirilir.)
-Bir adet kuş aynası. (Kendisini yalnız hissetmemesi için birebir.)
-Bir adet kuş sebili. (Kuşların su içtiği silindir şeklindeki aparat. Tam olarak adını bilmediğim için sebil diyorum.)
-Bir adet zil. (Kuşunuzun da sese ihtiyacı olduğu bariz bir gerçek.)
-Bir adet kuş havuzu. (Duş almaları için.)
-Kuş yemi. (Çiğdem de çitliyorlar. Ayrıca bilginiz olsun peynir yiyenleri de var.)
-Püskülü kafesin üstünden sarkan bir tespih. (Muhafazakarlık seviyesine göre materyalin cinsi değişebiliyor. Genellikle kuşlar püskülü ısırıp vakit geçirdikleri için sıkça kullanılan bir malzemedir.)
-Bir adet halıfleks. (Kuşların bütün pisliklerinin taştığı alandır.)

Son olarak bir adet muhabbet kuşu… (Genellikle mavi yada yeşil renkleri tercih edilir. Renge göre de fiks olarak Maviş ve Fıstık ismiyle gelir. Sarı olan cinsi de Limon ismiyle anılır.)

Tüm değişkenlerimizi sıraladığımıza göre devam edebiliriz.

Şimdi bir adet muhabbet kuşuna sahibiz. Tüm gün kafesinde takılan kuşumuz, ailenin en çok evde vakit geçiren insanı için, mesai saatlerinde bulunmaz bir kanka, eşsiz bir eküri olabiliyor.

Çocuklar okula gönderilir, evin beyi işe gider ve gündüz kuşağında izlenecek programlar biter. Sonra evimizin şirin hanımı sıkılır ve kuşun kafesini açar. O ilk kafes açışı aradaki hissiyatı başlatan olay olabilir. Tahminimce öyle.

Kuşun yerine koyun şimdi kendinizi. Uçabilme yetiniz var kafesin içindesiniz. Bir tane ayna koymuşlar karşınıza ve hafızanız kuş kadar… Sürekli başka biri zannediyorsunuz yansımanızı. Okumanız yok ve altınızda gazete sayfaları var. Kafayı biraz kaldırayım diyorsun, gördüğün tek şey krem rengi duvarlar.

Ama sonra biri geliyor ve senin mapus kapılarını açıyor. O krem rengi odanın içinde uçuşuyorsun. Perdenin tülüne konuyorsun. Oradan camın kenarına gidiyorsun ve görüyorsun. Dünya krem rengi değilmiş.

Mamafih seni hür bırakan kişiye karşı için bir cik ediyor.

İşte o teyze bu olayı biraz fazla içleştiriyor gibi… Hani akşam eve geliyorsun diyor ki:

“Bak oğluşum cicikuş dedi bugün.” Hani diyorsun söylesin. Pürdikkat kuşa bakıyorsun. Kuş kafayı ileri geri sallayıp cik diyor.

“Utandı abisi utandı…” Diyor evin hanımı. Allah Allah diyorsun içinde. Kuş utanır mı? Utanıyormuş herhalde…

Gün geçtikçe bu kelimelerin sayısı artıyor. Cicikuş, babacık derken, bir yerden sonra kuşun normal bir insan gibi konuştuğunu ileri sürüyorlar.

Yan oda da kuş cikliyor mesela. Evin hanımı gidiyor yanına ve bağırıyor içeriden:

“Abisi gel bak Fıstık seni şikayet ediyor.” Hani diyorsun yine kafa sallıyor bu kuş. Sonra biraz daha cikliyor.

“Bugün eve gelince ona selam vermemişsin. İhmal etmişsin Fıstık’ı.” Diyor hanım teyzemiz.

Bu cümle 15 hece ama kuş taş çatlasa 4 kez cikledi diyorsun. Kuş dilini Türkçeye benzetecek kadar şapşik olduğunu yüzüne vuruyorlar sonra.

Sonra yaz geliyor mesela ve evinde klima olmuyor. Ağustos sıcağında camı açmak istiyorsun. Diyorlar ki olmaz Fıstık’ın kafesi açık şuan!

Eğer evin genciysen, muhabbet kuşu geldiği gibi artık bir kardeşin daha oluyor. Ve bakın burası da çok önemli. Misal tek çocuksanız ve ebeveynlerin göz bebeği olan bir muhabbet kuşu varsa, o kuş sizi hiç sevmiyor. Mesela sen açıyorsun kafesini ama sırf sen açtın diye çıkmıyor. Peynir tutuşturuyorsun gagasına ama yemiyor. Hisli hayvanlar vesselam.

Özetle muhabbet kuşlarının, insanlar üzerinde farklı etkiler bıraktığına inanıyorum. Kafes hayatı yaşamalarını doğru bulmadığım için çok hak verdiğim bir söz ile yazıyı bitirmek istiyorum.

“Kuşu altın kafese koymuşlar, cik cik!” Demiş.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.